Depresyon İklimi





Ne zamandır bilinmez..

Ne zamandır taşınıyor bu yüklü torbalar hatırlamıyorum.Sürükle sürükle şarjı bitmek üzere bir telefon gibi yüzdesi az ama uygulaması çok ve açık bitmek üzere ama bitmiyor azıcık şarj edilip yine devam yine devam etmek zorunda kalıyor..gibi ..ve yıllarca..

Mevsimelrce kaygı mevsimlerce anksiyete..

Daha bilmeden bile bu tanımları daha tanımadan neyin ne olduğunu taşı yükle biraz daha eklenince duraksa ne olduğunu anlayama ve devam et sürükle..sürükle sürükle..

Kafa dopdolu bir depo..buğday taneleri gibi düşünceler,o ona o oona deşiyor hava var ama yok gibi,yüzeyleri kaygan ele avuca sığmıyor ayakla itsen azalmıyor elle toplasan deponun başka bir penceresinden yenisi ekleniyor..

Yığılıyor yığılıyor..

Yığılma devam ediyor zaman geçiyor dünya değişiyor evdeki kişilerin sayısı artık ve düşüncelerin sayısı da öyle..

Gün içinde gönül içinde milyarlarca mı trilyonlarca mı bilmem miktarını ne kadar düşünce..

Bir toz bulutu gibi..

Neyle toplayacak nasıl bir şekilde dağıtacaksın bilemiyorsun ve içinde kaldıkça önünü göremiyorsun yönünü karıştırıyorsun bir el uzanıyor arada tutacak gibi oluyorsun parmak uçların onun parmak uçlarına değiyor lakin anlamsız oluyor boşuna oluyor nafile oluyor..

Nafile..

Bu ne kadar acı bir kelime böyle..

Yıllarca bir bulutun içinde yaşamak böyle..nice yaşamaktır nice kendin olmak olabilmekse eğer..

Ah insanoğlu nasıl da bir yumak gibi içiçe ve karışık bazen..Kızgınlık öfke ve sinir treni gelip geçiyor sonra kalıyor istasyonunda bir süreliğine..uzunca bir süre olur bu genelde,kovamıyorsun,tren ağır itemiyorsun..

Ne çektin be kuzum bir parça şarj ile ve buna rağmen neler yaptın ne kadar çok ürettin..dünyaya üç insan getirdin kendine verdiği söz ve iddianın arkasında durmak için gönlünden koparılan parçalara ses etmedin,geri adım attın hak sahibi iken,kapıyı geri kapattın açıp gidebilecek iken..vs vs..

Kızılır mıydı o kadar kaşıklıktaki ekmek kırıntılarına ve nasıl bir bağlantı kurup kızgınlığını kıvrılan halının köşesine bağladın ve ardından neden gözüne çarpıyordu pencerenin tozu da devamında çocuğunun dağıttığı giysi dolabına da çatıyordun bir parça hizmetçi gibi hissedip çaban boşunaymış gibi kızma gereği duyuyordun kızmış olduğun o durumda o safhada..

Neden be kızım oluyordun böyle neyin tepkisiydi neyin etkisi altında ezdin elindeki papatyaları sarı sarı beyaz beyazMayıs papatyalarıydı üstelik görmemişsin hayatında 40 yaşına kadar..

Neden be kızım ha?..

Çekildi perdeler..

Son nefes çekişlerindeyken gönlün çekildi rahatla..ince narin bir pınar akıyor şimdi kayalarında bak nasıl da pırıl pırıl anlamasan da suyu anlamasan da pınarı akışını hiisediyorsun değil mi?..

Depresyon evet kaygı çok anksiyete modern bir tabir bilmiyordun bunları bilseydin açıklardın araştırırdın..kimseler bahsetmedi,bunlara sahip olup sana aktaranlar bile bilemiyordu çünkü bu bulut neydi..

Neydi ?

Bak ne güzel şimdi..zihnin sakin ve pürüzsüz..kendine sarıldın saldırdın sonra affettin,bilinçli sağlıklı bir boşluk içindesin ama korkmamalısın artık ve devam etmelisin..

Bilinmeyen topraklarda bilmek için yürümelisin..

0 Comments