Ve yaklaştı iyice serin günler..azıcık görünen güneş,bir parçacık yaza tutunduğumuz mandallar işlevini görmeye başladı..
Bu sabah tatlı mı tatlı bir yağmur karşıladı beni.
Kahve suyumu koydum,yüzümün istediğim yerlerini hafif bir su ile yıkadıktan sonra aynaya bile doğru düzgün bakmadan tekrar mutfağa geçtim..
Balkon kapısı açık,pencereden güneş görünüyor ama kendini küçük küçük geriye çekmeye başladığı besbelliydi..
Ve yağmur yağıyordu,mutfak penceremin önünde geniş bir saksıya ektiğim biberiye maydanoz İngiliz soğanı nane ve kekilerin üzerine..
Balkonun bir köşesinde de beş adet marul ikisi mor.
Mahallede tek tük sesler,çalıştırılan bir araba,kapatılan bir kapı çırpılan bir halı.
Bu kadar.
Dolaptan sevdiğim bardaklardan birini alıp kahvemi yaptım,kahvenin rengini tatlı bir renge dönüştüren sütü de bir tık fazla ekledim.
Sonbahar geldi işte.
Çok bişey anlayamadığım ama hayatımda iz bırakan gelişmeler içeren bir yazın ardından çılgın kalabalığı ve tüketimi izole edip ruhları sakinleştiren mevsimin sanırım ortalarında bulunuyorum şimdi.
Minnetim çok şükrüm sonsuz.
(E)
Bir kaç gündür s(E)ni inanılmaz özlüyorum,
Hatıralar canlanır gibi oluyor bu günlerde,yakılan tütsü ve mumlar,ocağın üstüne koyduğun moka pot ve karanlık odadan mutfağa kadar gelen müzik.
Evinden geçtim bir akşam,karanlıktı.
Bahçenin en ucuna çektim arabayı,ışıkları söndürdüm,mutfağın ışığı yanıyordu.
Tavan ışığı değildi yanan,mutfağın zeminine koyduğun minik sarı abajur ışık yanıyordu..
Bir süre sonra bahçeye çıkıp sigara yaktın..aşağı yukarı voltalar atıp sigaranı içtikten sonra eve girdin..
Yalnızdın.
Rahatladım.
Çokça s(E)n.

0 Comments