Kendisi belki de pek hoşlanmazdı bu tanımdan ama bence Türkçe Müzik tarihinin prensidir Barış Manço.
Öylesine kibar ve incelikli biriydi ki..ölümüne inanamıyorum.
Bir efsaneden ziyade asırlarca dünyaya yapı taşı niteliğinde güzellikler bıraktığına şahit olacak her nesil sanki.
Tüm şarkılarını bildiğimi sanıyordum,öyle değilmiş ve buna asla üzülmedim..
Geçen gün yine deniz kenarına gitmiştim,uzun uzun içime çekerken o maviliğin iyot kokusunu ve olabildiğince hırçın ve dalgalı bir şekilde hareket ederken o muazzam gövde kulağıma daha evvel hiç çalmayan bir şarkı ilişti..
Neydi bu?..
Böyle bir şarkısı var mıydı Barış Mançonun?..vardıysa nasıl haberim olmamıştı..
Ne kadar harika bir keşifti bu ne kadar güzel bir rastlantı..
Defalarca dinledim,art arda bir de Fransızca versiyonu da varmış,bak hele!..
Barış Manço..ne güzel eserler ürettin sen ne kadar özgün hediyeler bırakmışsın bize..
Bu şarkının tadı da o harika hediyelerden biri,müziği,yorumdaki kırgınlık içtenlik,samimiyet..duraksadığı yerler,kalbine nefes aldırırcasına,yavaş yavaş..yormadan derdini ne güzel aktarmışsın notalara..
Aşağıdaki parçasında belki de bilerek uzatıldı o müzik,belki de aralarına hayallerimizi veya düşüncelerimizi eklememizi istedi kimbilir..
Veya dinleyici,hikayesine bir köşecik oluştursun istedi,kibar ruhluydu o belli mi olur belki de bu yöndeydi niyeti..belki de canına kor bırakan birini hayal ederek seslendirdi belki canı yana yana okudu kimbilir..
Biz onu dinleyerek dile getiremediklerimizi uzayan müziğin o kısımlarına iliştiriyoruz zaten..
Ve herkes gibi bir ''ah..'' bir özlem ve bir hikayenin kahramanını canlandırıyor şimdi..
En başta tabii ki Barış Mançoyu sonra da bizim kalbimizdeki sarayı yıkanları..
Dinleyelim mi?

0 Comments