Tek başına dimdik duran şu ağacın güzelliğine meftun oldum..tek başına ve dimdik ve yemyeşil..ektrafındaki herşey sararmış solmuş kurumuş ama kendisi o kadar muazzam ki..
Dilin olsa da sohbet edebilsem seninle..rüzgarları sorsam soğukları sorsam gövdende barınan canlıları sorsam,kçklerini sorsam tek tek yapraklarını sorsam sana..tek başınalığı gözüme bu kadar güzel göstermeyi nasıl başardığını sorsam bir de..
Haziran ayı güzel geçti ama çok hızlı..son bir haftadır bu hız azaldı sanki..farklı bir bakış açısı veya bir analiz ile dünya gitgide daha da çok değişiyor..köye gidince kapitalizmin zararlarını ve hatta biz insanlara yapılan zulmü zorbalığı ve gitgide daraltılan çemberi daha çok fark ediyorum..zamlar,faturalar vs derken aybaşı ile aysonu arasında bir nebze insan kalma çabası içerisinde bu hayatta yol almaya çalışıyoruz ama sanki ruhlarımız geri kalıyor gibi..
Sanki..ben bunu köye gidince anlıyorum..
Örneğin bir kayın ağacının alında oturmuştuk ve yanıbaşımızda güzel bir çeşme vardı durmadan akan.
Su buz gibiydi,önümdeki masa kocaman ince bir kaya parçasından yapılmıştı altımda ise ağaç gövdelerinde tabureler tarzı birşeyler vardı..ve kuş sesleri ve arada bir karaca böğürmesi veya çağrı gibi bir ses..bunlar dışında ne gözümü ne de gönlümü gereksiz meşgul edebilecek hiç bir şey yoktu..
Bu gibi anlarda sinir sisteminin ibresini görür gibiyim..sıfır noktasında..
Gerilim yok koşuşturmaca yok acele yok zorlama yok..
Doğanın içinde zorlayan hiç bir şey yok..
Çoğunlukla gündemimde köy ve orman var..
Sağdaki görselde ormandan kesilen ve satışa sunulan odun gövdeleri yer alıyor soldaki görsel ise ünlenen Dedeağaç^tan bir kare..çok aham şaham bişey değil bildiğin market içinden cafe bölümü..ama güzeldi çünkü serindi :))
Temmuz ayı postunda görüşmek üzere serin kalın..





0 Comments